Yıl 2013 Atilla İlhan Banu Avar'a, Mustafa Kemal Paşam'ın Lozan Barış Antlaşması'nda içini dağlayan maddelerde söz ediyor.
'Gençler bilmiyor!' diyor. 'Lozan'dan sonra 13 yıl boyunca Mustafa kemal Paşa, Batılıların Boğazlar sorunu içim karşısına oturtmaya çalıştı. Lozan Antlaşması, yedi düvele karşı büyük bir baçarıydı. Ama Türk boğazları, Çanakkale, Karadeniz ve Marmara Denizi, 'Boğazlar Komisyonu' adı altında Türk ve yabancılardan oluşan bir komisyonun denetimine bırakılmıştı. Ege adaları, Türk hakimiyeti dışında kalmıştı. Bu, onun içini dağlıyordu.' diyor. (Gün O Gündür s.32 Banu Avar)
Genç cumhuriyet hala Mustafa Kemal Paşamın fikrinde ki hürriyete kavuşamamıştı. Peki neydi boğazlar ile ilgili madde. 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması’nda yer alan Boğazlarla ilgili madde Türkiye’nin egemenlik haklarını kısıtlıyordu. Çünkü bununla Türkiye Boğazlarda asker bulunduramıyor ve Boğazlardan geçişleri denetleyemiyordu. Bu durum, Türkiye’nin güvenliği açısından sakıncalar doğurduğu gibi Boğazlar üzerinde egemenlik haklarının sınırlandırılması anlamına geliyordu. Türkiye, Boğazlar üzerindeki egemenliğini sınırlayan bu şartları istenmeyerek de olsa Milletler Cemiyetine güvenerek kabul etmiştir. Çünkü Türkiye, Milletler Cemiyetinin Boğazlarda güvenliği sağlayacağına ve dünyada silahsızlanmayı gerçekleştireceğine inanıyordu. Fakat, Cemiyet bu konularda bekleneni verememiştir.
Mustafa kemal Paşa azim ve kararlılıkla Batı'yı Motrö anlamasında masaya oturttu. 22 Haziran 1936 İsviçre'nin Montrö şehrinde başlayan görüşmeler iki ay sürdü ve 20 Temmuz 1936 da Boğazlar sözleşmesi ile Türkiye'nin kısıtlanmış hakları iade edilmiş ve boğazlar bölgesinin egemenliği Türkiye'ye geçmiştir.
Mustafa Kemal Paşam Mötrö anlaşması ile içini kemiren, dağlayan sorunların bir kısmını çözmeyi başarmıştır. Ayrıca Mustafa kemal Paşam 1933 yılında Amerikalı Genarel Mc Aeethur ile Ankara'da yaptığı görüşmede 'Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve adaları geri alacağım. Selanik de dahil, Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım' demiştir. Bu sözler dahi Emperyalizmin Atatürk'ten korkmaya devam edeceği anlamına geliyordu. Emperyalizm bu korkuyla yaşabilir miydi sizce. Yoksa çare bu korkuyu ortadan kaldırmak olabilr miydi?
5 Temmuz 2017 Heidelberg
5 Temmuz 2017 Çarşamba
Atatürk'ün Arap ve Ortadoğu Politikası
Atatürk'ün arap politikasını Attilla İlhan üç madde ile özetliyor.
1. Mustafa Kemal, Milli Mücadele'ye başladığı zaman, Arapların İngiliz ve Fransız emperyalistlerine karşı mücadelesini destekliyor.
2. Fransa'nın Suriye ve Lübna'a istiklallerini vermeyeceğini söyleyip, bu ülkelerde antiemperyalist bir kurtuluş savaşı örgütlemeyi tasarlıyor.
3. Arap ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından sonra Türkiye'nin onlarla işbirliğini bir federasyon, bir konfederasyon örgütlenmesi derecesinde ileri bir yakınlık olarak düşünüyor.
Hangi Atatürk adlı eserinden s.340.
Bu maddelerde de görüldüğü gibi Mustafa Kemal antiemperyalist bir yol izlemektedir. Gerek ülkemizin, gerekse ortadoğunun refahını, barış ve huzurunun antiemperyalistlikten geçtiğini anlatmaktadır. Mustafa Kemal'in ortadoğu projesi budur.
Banu Avar'ın da belirttiği gibi, bölgenin, Batı'ya Karşı kendini korumasına ve asya ile bütünleşmesine imkan veren. Batılı maşalarca ayarlanıp, Batılı 'ağız ve kuklalarla' irtibata geçirilmediğimiz bir bölgesel örgütlenmeden söz ediyor Mustafa Kemal. Atatürk'ün dış politikası bize öğretilmemiş, hatta saklanmıştır. Balkanlar hakkında, güney ve doğudaki ülkeler hakkında, araplarla ilişkilerimiz konusundaki dahiyane önerilerini Milli (!) Eğitim bize okutmamıştır. Başta NUTUK ol ak üzere, birçok belge ve bilgi özellikle dikkatlerden kaçırılmıştır. (Gün O Gündür s. 38)
Lakin günümüzde bu coğrafya ya baktığımızda emperyalizmin tarafından nasıl can çekiştirildiğini çok net görebiliyoruz. Bu coğrafya, kendisini Batı' ya karşı koruyamamış, içinde beslediği etnik unsur ve Batı'nın maşalığını yapanlar tarafında kan bataklığına sürüklenmiştir. Ve bizler kendi tarihimizi iyi bilmediğimiz için yine Emperyalizm tarafından ortaya atılan Yeni Osmanlıcılık projesi ile köklerimizden uzaklaştırılıyoruz. En önemli yükümlülüğümüz okumak ve okuduğumuzu anlamak akabinde bu bilgileri çevremiz ile paylaşarak, ülkemiz ve ortadoğuda oynanan oyunlar ve dönen dolaplar hakkında bilgilenmeliyiz. Çok geç olmadan Mustafa kemal Paşam'ın NUTUK kitabını okuyarak işe başlamalıyız.
05. Temmuz 2017 Heidelberg
1. Mustafa Kemal, Milli Mücadele'ye başladığı zaman, Arapların İngiliz ve Fransız emperyalistlerine karşı mücadelesini destekliyor.
2. Fransa'nın Suriye ve Lübna'a istiklallerini vermeyeceğini söyleyip, bu ülkelerde antiemperyalist bir kurtuluş savaşı örgütlemeyi tasarlıyor.
3. Arap ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından sonra Türkiye'nin onlarla işbirliğini bir federasyon, bir konfederasyon örgütlenmesi derecesinde ileri bir yakınlık olarak düşünüyor.
Hangi Atatürk adlı eserinden s.340.
Bu maddelerde de görüldüğü gibi Mustafa Kemal antiemperyalist bir yol izlemektedir. Gerek ülkemizin, gerekse ortadoğunun refahını, barış ve huzurunun antiemperyalistlikten geçtiğini anlatmaktadır. Mustafa Kemal'in ortadoğu projesi budur.
Banu Avar'ın da belirttiği gibi, bölgenin, Batı'ya Karşı kendini korumasına ve asya ile bütünleşmesine imkan veren. Batılı maşalarca ayarlanıp, Batılı 'ağız ve kuklalarla' irtibata geçirilmediğimiz bir bölgesel örgütlenmeden söz ediyor Mustafa Kemal. Atatürk'ün dış politikası bize öğretilmemiş, hatta saklanmıştır. Balkanlar hakkında, güney ve doğudaki ülkeler hakkında, araplarla ilişkilerimiz konusundaki dahiyane önerilerini Milli (!) Eğitim bize okutmamıştır. Başta NUTUK ol ak üzere, birçok belge ve bilgi özellikle dikkatlerden kaçırılmıştır. (Gün O Gündür s. 38)
Lakin günümüzde bu coğrafya ya baktığımızda emperyalizmin tarafından nasıl can çekiştirildiğini çok net görebiliyoruz. Bu coğrafya, kendisini Batı' ya karşı koruyamamış, içinde beslediği etnik unsur ve Batı'nın maşalığını yapanlar tarafında kan bataklığına sürüklenmiştir. Ve bizler kendi tarihimizi iyi bilmediğimiz için yine Emperyalizm tarafından ortaya atılan Yeni Osmanlıcılık projesi ile köklerimizden uzaklaştırılıyoruz. En önemli yükümlülüğümüz okumak ve okuduğumuzu anlamak akabinde bu bilgileri çevremiz ile paylaşarak, ülkemiz ve ortadoğuda oynanan oyunlar ve dönen dolaplar hakkında bilgilenmeliyiz. Çok geç olmadan Mustafa kemal Paşam'ın NUTUK kitabını okuyarak işe başlamalıyız.
05. Temmuz 2017 Heidelberg
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)